Kabin Ekibi Jargonu: Ne Demek İstiyoruz? – Bir Hostes Annenin Gözünden
Bugün sizlerle, kabin ekibi jargonunu, yani bizlerin kendi aramızda kullandığı o özel dili ve bu dilin ardındaki anlamları paylaşmak istiyorum. Aynı zamanda, bu yoğun ve hareketli hayatı bir anne olarak nasıl dengelediğime dair de birkaç sır vereceğim. Hazırsanız, kemerlerinizi bağlayın, çünkü inişe geçiyoruz!
İlk Uçuşum ve İlk Annelik Heyecanım
İlk uçuşumu hiç unutmam. Daha dün gibi aklımda. İstanbul’dan New York’a gidiyorduk. Okyanusu ilk kez havadan görmenin heyecanı, yeni insanlarla tanışma merakı… Her şey o kadar yeni ve büyüleyiciydi ki! Tabi ki, o zamanlar annelik gibi bir kavram aklımın ucundan bile geçmiyordu. Yıllar sonra, hamile olduğumu öğrendiğimde ise bambaşka bir heyecan sardı beni. O uçuşta, hem kendime hem de minik yolcumuza iyi bakmam gerekiyordu. İşte o an, hayatımın en önemli iki rolünü aynı anda üstleneceğimi anladım: Kabin görevlisi ve anne.
Kabin Ekibi Jargonuna Giriş: “Galley Gossip” ve Daha Fazlası
Kabin ekibi jargonu, aslında bizim kendi aramızda daha hızlı ve etkili iletişim kurmamızı sağlayan bir nevi şifreli dil. Bu dil sayesinde, yolcuların anlamayacağı şekilde önemli bilgileri paylaşabiliyor, acil durumlarda hızlıca organize olabiliyoruz. Örneğin, “galley gossip” dediğimiz şey, mutfakta yapılan sohbetler anlamına geliyor. Genellikle uçuşla ilgili son dakika değişiklikleri, yolcularla ilgili özel durumlar veya sadece güncel dedikodular bu sohbetlerin konusu olabiliyor.
Ben fark ettim ki, bu jargon sadece işimizi kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bizi birbirimize daha da yakınlaştırıyor. Ortak bir dil konuşmak, ortak bir kültürü paylaşmak gibi bir şey.
“Brace for Impact” ve Diğer Acil Durum Terimleri
Umarım hiçbiriniz bu terimi duymak zorunda kalmazsınız, ama “brace for impact” (çarpışmaya hazırlanın) acil durumlarda kullanılan en önemli ifadelerden biri. Bu ifade, yolcuların olası bir çarpışmaya karşı kendilerini korumalarını sağlamak için söylenir. Tabi ki, bu ifadeyi kullanmak zorunda kalmamak için her zaman en iyi şekilde hazırlanır ve eğitiliriz.
Bir diğer önemli terim ise “red eye flight” (kırmızı göz uçuşu). Bu, genellikle gece geç saatlerde kalkan ve sabah erken saatlerde varan uçuşlara verilen isim. Bu uçuşlar, yolcular için yorucu olsa da, biz kabin ekibi için de ayrı bir zorluk anlamına geliyor. Uykusuzluk, jet lag ve sürekli ayakta kalmak… Ama ne olursa olsun, her zaman güler yüzümüzü korumak zorundayız.
“Deadhead” ve “Jump Seat”: Uçuşun Gizli Kahramanları
“Deadhead” terimi, aslında görevli olmadığı halde bir uçuşta seyahat eden kabin ekibi veya pilotlar için kullanılır. Bu kişiler, genellikle bir sonraki görev yerine gitmek veya evlerine dönmek için bu şekilde seyahat ederler. “Jump seat” ise, kabin ekibinin uçuş sırasında oturduğu katlanabilir koltuklara verilen isimdir. Bu koltuklar, genellikle koridorda veya mutfakta bulunur ve yolcuların kullanımına açık değildir.
Geçen hafta Tokyo uçuşundayken, bir “deadhead” kabin görevlisiyle tanıştım. Bana, ilk uçuşunda yaşadığı komik bir anısını anlattı. Uçağa binerken, yolculara “Hoş geldiniz!” demeye alışmış olduğu için, otomatik olarak aynı şeyi yapmış. Tabi ki, yolcular şaşırmış ve gülmüşler. Bu olay, bana mesleğimizin ne kadar otomatikleştiğini ve bazen kendimizi kaptırabildiğimizi hatırlattı.
“Pax” ve “Crew Rest”: Kabin Ekibinin Gizli Dünyası
“Pax” terimi, yolcuları ifade etmek için kullanılan kısaltmadır. Örneğin, “We have 200 pax on board” (Uçakta 200 yolcu var) gibi bir cümle duyabilirsiniz. “Crew rest” ise, uzun uçuşlarda kabin ekibinin dinlenmesi için ayrılan özel bir bölümdür. Bu bölümler, genellikle uçağın arka tarafında veya üst katında bulunur ve yataklar, battaniyeler ve yastıklar gibi konforlu eşyalarla donatılmıştır.
Oğlum ilk kez bana ‘Anne ne zaman geleceksin?’ diye sorduğunda, içimde tarifsiz bir özlem hissetmiştim. O an, “crew rest”te uyumak yerine, onunla telefonda konuşmayı tercih ettim. İşte o zaman anladım ki, annelik her şeyin önüne geçiyor.
“Turbulence” ve “Air Pockets”: Gökyüzünün Sürprizleri
“Turbulence” (türbülans), uçağın havada sarsılmasına neden olan hava akımlarıdır. Türbülans, hafif, orta veya şiddetli olabilir. “Air pockets” (hava boşlukları) ise, uçağın aniden alçalmasına neden olan kısa süreli türbülanslardır. Her iki durumda da, yolcuların emniyet kemerlerini bağlamaları ve sakin olmaları önemlidir.
Kabin ekibinden bir arkadaşım, bir türbülans sırasında yaşadığı komik bir olayı anlatmıştı. Servis arabasıyla koridorda ilerlerken, aniden şiddetli bir türbülans olmuş ve tüm içecekler havaya uçuşmuş. O da, refleks olarak kendini yere atmış ve kahkahalarla gülmeye başlamış. Bu olay, bize her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğini ve bazen gülmenin en iyi çözüm olduğunu hatırlatıyor.
“Holding Pattern” ve “Diversion”: Planların Değiştiği Anlar
“Holding pattern” (bekleme paterni), uçağın iniş için izin beklerken havada daireler çizmesine verilen isimdir. Bu durum, genellikle havaalanında yoğunluk olduğunda veya acil bir durum yaşandığında meydana gelir. “Diversion” (yönlendirme) ise, uçağın planlanan varış noktası yerine başka bir havaalanına inmesine verilen isimdir. Bu durum, genellikle hava koşulları, teknik sorunlar veya tıbbi acil durumlar nedeniyle meydana gelir.
Hamileliğimi öğrendiğim o uçuşu hiç unutmam. Şiddetli bir fırtına nedeniyle, uçağımız planlanan varış noktası yerine başka bir havaalanına yönlendirilmişti. O an, hem kendim hem de bebeğim için endişelenmiştim. Ama neyse ki, her şey yolunda gitmiş ve sağlıklı bir şekilde yere inmiştik.
“Gate Lice” ve “Deplane”: İnişin Ardından
“Gate lice” (kapı biti), uçağın kapısına yanaşmasını bekleyen ve bir an önce inmek için sabırsızlanan yolculara verilen isimdir. “Deplane” ise, uçaktan inmek anlamına gelir. Her iki terim de, inişin ardından yaşanan yoğunluğu ve telaşı ifade eder.
10.000 metre yükseklikte annelik yapmak kolay değil ama, her inişte çocuklarıma kavuşma umuduyla doluyorum. Onların gülen yüzlerini görmek, tüm yorgunluğumu alıyor.
“Layover” ve “Jet Lag”: Şehirleri Keşfetmek ve Vücudu Yeniden Ayarlamak
“Layover” (konaklama), kabin ekibinin bir uçuşun ardından dinlenmek ve bir sonraki uçuşa hazırlanmak için geçirdiği süredir. Bu süre, birkaç saatten birkaç güne kadar değişebilir. “Jet lag” ise, farklı saat dilimlerine seyahat etmenin neden olduğu uyku bozukluğudur. Jet lag, yorgunluk, baş ağrısı, mide bulantısı ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilere neden olabilir.
Geçen hafta Tokyo layover’ında bir yolcuyla konuşurken, bana jet lag ile nasıl başa çıktığını sormuştu. Ona, bol su içtiğimi, hafif egzersizler yaptığımı ve uyku düzenimi yavaş yavaş ayarlamaya çalıştığımı söyledim. Ayrıca, melatonin takviyesi almanın da faydalı olabileceğini ekledim.
Bir Hostes Anne Olarak Tavsiyelerim
Sevgili okuyucular, kabin ekibi jargonu ve havacılık dünyasına dair paylaştığım bu bilgilerin sizlere faydalı olduğunu umuyorum. Unutmayın ki, bu sadece buzdağının görünen kısmı. Gökyüzünde yaşanan her an, her uçuş, her yolcu, bizler için ayrı bir deneyim ve öğrenme fırsatı sunuyor.
Bir hostes anne olarak, sizlere son birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum:
- Kendinize İyi Bakın: Uçuşlar yorucu olabilir, bu yüzden sağlıklı beslenmeye, bol su içmeye ve düzenli uyumaya özen gösterin.
- Ailenizle Kaliteli Zaman Geçirin: Uçuş programınız yoğun olsa bile, ailenizle geçireceğiniz zamanı en iyi şekilde değerlendirin. Onlarla oyun oynayın, sohbet edin ve birlikte yeni şeyler keşfedin.
- Hobilerinize Zaman Ayırın: Hobileriniz, stresinizi azaltmanıza ve kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olacaktır. Kitap okuyun, müzik dinleyin, spor yapın veya resim çizin.
- Yardım İstemekten Çekinmeyin: Zorlandığınızda, ailenizden, arkadaşlarınızdan veya meslektaşlarınızdan yardım istemekten çekinmeyin. Unutmayın ki, yalnız değilsiniz.
- Gülümsemeyi Unutmayın: Gülümsemek, hem size hem de çevrenizdeki insanlara iyi gelecektir. Gülümseyin, hayatın tadını çıkarın ve her anın kıymetini bilin.
Umarım bu tavsiyeler, hem havacılık kariyerinizde hem de annelik yolculuğunuzda size yardımcı olur. Gökyüzünde ve yerde başarılar dilerim!