Gökyüzünde Bir Anne: İngilizceyi Nasıl Öğrendim?
Bugün sizlerle, bu uzun ve renkli yolculuğumda İngilizceyi nasıl geliştirdiğimi, hangi yöntemleri kullandığımı ve bu süreçte neler yaşadığımı paylaşmak istiyorum. Umarım bu satırlar, İngilizce öğrenme yolculuğunda olanlara ilham verir ve onlara yol gösterir.
İlk Adımlar: Motivasyon ve Kararlılık
Her şeyden önce şunu belirtmeliyim ki, İngilizce öğrenme sürecim bir gecede olmadı. Yıllar süren bir çaba, sabır ve kararlılık gerektirdi. İlk başlarda, İngilizce bilgim oldukça sınırlıydı. Sadece temel cümleleri kurabiliyor, basit konuşmaları anlayabiliyordum. Ancak, kabin görevlisi olarak çalışmaya başladığımda, İngilizcenin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım. Farklı milletlerden insanlarla iletişim kurmak, onlara yardımcı olmak ve kendimi ifade etmek için İngilizceye ihtiyacım vardı. Bu farkındalık, beni motive etti ve İngilizce öğrenmeye daha sıkı sarılmamı sağladı.
Ben fark ettim ki, İngilizce öğrenmeye başlamadan önce kendinize bir hedef belirlemeniz çok önemli. Neden İngilizce öğrenmek istiyorsunuz? Hangi seviyeye gelmek istiyorsunuz? Bu soruların cevaplarını netleştirmek, motivasyonunuzu yüksek tutmanıza yardımcı olacaktır. Benim hedefim, akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilmek, farklı kültürlerden insanlarla rahatça iletişim kurabilmek ve mesleğimde daha başarılı olmaktı.
Uçuşlarda İngilizce Pratiği: Fırsatları Değerlendirmek
Kabin görevlisi olarak çalışmak, İngilizce pratiği yapmak için harika bir fırsattı. Her uçuşta, farklı aksanlara sahip insanlarla karşılaşıyor, onlarla İngilizce konuşma imkanı buluyordum. Başlangıçta çekiniyordum, hatalar yapmaktan korkuyordum. Ancak, zamanla bu çekingenliğimi yendim ve her fırsatta İngilizce konuşmaya çalıştım. Yolculara sorular soruyor, onlarla sohbet ediyor, onlardan yeni kelimeler ve deyimler öğreniyordum.
Bir uçuşta karşılaştığım yolcu, İngilizce öğretmenliği yapıyordu. Onunla uzun uzun sohbet etme fırsatı buldum. Bana İngilizce öğrenme konusunda çok değerli tavsiyelerde bulundu. Özellikle, İngilizce konuşmaktan korkmamamı, hatalar yapmanın öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu ve pratik yapmaya devam etmemi söyledi. Bu sözler, beni çok motive etti ve İngilizce öğrenme sürecime daha fazla odaklanmamı sağladı.
Ben fark ettim ki, İngilizce pratiği yaparken hata yapmaktan korkmamak çok önemli. Hata yapmak, öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Önemli olan, hatalarınızdan ders çıkarmak ve pratik yapmaya devam etmektir. Unutmayın, kimse mükemmel doğmaz. Herkes bir yerden başlamak zorundadır.
Dil Kursları ve Online Kaynaklar: Destek Almak
Uçuşlarda İngilizce pratiği yapmanın yanı sıra, dil kurslarına da katıldım. Dil kursları, İngilizce gramerini öğrenmek, kelime dağarcığımı geliştirmek ve konuşma becerilerimi ilerletmek için çok faydalı oldu. Ayrıca, online kaynaklardan da yararlandım. İngilizce dersleri veren web sitelerini ziyaret ettim, İngilizce podcast’ler dinledim ve İngilizce filmler izledim.
Kabin ekibinden bir arkadaşım, bana çok güzel bir online kaynak önerdi. Bu kaynak, İngilizce öğrenmek isteyenler için hazırlanmış interaktif bir platformdu. Platformda, İngilizce dersleri, alıştırmalar, oyunlar ve sohbet odaları bulunuyordu. Bu platform sayesinde, İngilizce öğrenmeyi daha eğlenceli hale getirdim ve İngilizce seviyemi hızla yükselttim.
Ben fark ettim ki, İngilizce öğrenirken farklı kaynaklardan yararlanmak çok önemli. Sadece bir kaynağa bağlı kalmak, öğrenme sürecinizi yavaşlatabilir. Farklı kaynaklar, farklı öğrenme stillerine hitap eder ve İngilizceyi daha kapsamlı bir şekilde öğrenmenize yardımcı olur.
Çocuklarımla İngilizce: Eğlenceli Öğrenme
Anne olduktan sonra, İngilizce öğrenme sürecime çocuklarım da dahil oldu. Onlarla birlikte İngilizce şarkılar söyledik, İngilizce kitaplar okuduk ve İngilizce çizgi filmler izledik. Bu sayede, hem onların İngilizce öğrenmelerine yardımcı oldum hem de kendi İngilizcemi geliştirdim. Çocuklarla İngilizce öğrenmek, çok eğlenceli ve keyifli bir deneyimdi.
Oğlum ilk kez bana ‘Anne ne zaman geleceksin?’ diye sorduğunda, içim burkulmuştu. Uçuşlarım yüzünden onlardan ayrı kalmak, beni çok üzüyordu. Ancak, onlarla birlikte İngilizce öğrenmek, bu ayrılığı biraz olsun hafifletti. Onlarla İngilizce konuşmak, onlara İngilizce kitaplar okumak, onlarla İngilizce şarkılar söylemek, bana onlarla daha yakın hissettirdi.
Ben fark ettim ki, çocuklarla İngilizce öğrenmek, hem onlar için hem de sizin için çok faydalı olabilir. Çocuklar, İngilizceyi oyun oynayarak, şarkı söyleyerek ve eğlenerek daha kolay öğrenirler. Siz de onlarla birlikte İngilizce öğrenerek, hem İngilizce seviyenizi geliştirebilir hem de onlarla daha kaliteli zaman geçirebilirsiniz.
Layover’larda İngilizce: Kültürleri Keşfetmek
Kabin görevlisi olarak çalışmanın en güzel yanlarından biri, farklı ülkeleri ve kültürleri keşfetme fırsatı bulmaktır. Layover’larda, gittiğim şehirleri geziyor, yerel halkla İngilizce konuşuyor ve onların kültürlerini öğrenmeye çalışıyordum. Bu sayede, İngilizcemi sadece dilbilgisi ve kelime bilgisi olarak değil, aynı zamanda kültürel bir araç olarak da geliştirdim.
Geçen hafta Tokyo layover’ında bir yolcuyla konuşurken, Japon kültürüne hayran kaldığımı söyledim. O da bana, Japon kültürünü daha yakından tanımak için bazı tavsiyelerde bulundu. Bana, geleneksel Japon bahçelerini ziyaret etmemi, Japon çay seremonisine katılmamı ve Japon mutfağının tadına bakmamı önerdi. Bu tavsiyeleri dinledim ve Tokyo layover’ımı unutulmaz bir deneyime dönüştürdüm.
Ben fark ettim ki, İngilizce öğrenirken farklı kültürleri keşfetmek çok önemli. Dil, sadece bir iletişim aracı değildir. Aynı zamanda, bir kültürün aynasıdır. Farklı kültürleri tanımak, İngilizceyi daha iyi anlamanıza ve daha etkili bir şekilde kullanmanıza yardımcı olur.
İş-Yaşam Dengesi: Zorluklar ve Çözümler
Kabin görevlisi olmak ve anne olmak, ikisi de tam zamanlı işler. Bu iki rolü bir arada yürütmek, zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Uçuşlarım yüzünden çocuklarımdan ayrı kalmak, onlara yeterince zaman ayıramamak, beni vicdan azabına sürüklüyordu. Ancak, zamanla bu zorlukların üstesinden gelmeyi öğrendim. İyi bir planlama yaparak, zamanımı daha verimli kullanmaya çalıştım. Çocuklarımla geçirdiğim zamanı daha kaliteli hale getirdim. Ve en önemlisi, kendime de zaman ayırmayı unutmadım.
10.000 metre yükseklikte annelik yapmak kolay değil ama, imkansız da değil. Önemli olan, kendinize inanmak, pes etmemek ve çözüm odaklı olmaktır. Unutmayın, her zorluğun üstesinden gelinebilir. Yeter ki, isteyin ve çabalayın.
Ben fark ettim ki, iş-yaşam dengesini sağlamak için kendinize karşı dürüst olmanız çok önemli. Ne kadarını yapabileceğinizi, ne kadarını yapamayacağınızı bilmeniz gerekir. Kendinizi zorlamayın, kendinize karşı acımasız olmayın. Unutmayın, siz de insansınız ve sizin de dinlenmeye, eğlenmeye ve kendinize zaman ayırmaya ihtiyacınız var.
Jet Lag ile Başa Çıkmak: Uçuşların Yan Etkileri
Kabin görevlisi olarak çalışmanın en zorlu yanlarından biri, jet lag’dir. Farklı saat dilimlerinde uçmak, vücudun biyolojik saatini bozabilir ve uyku düzenini alt üst edebilir. Jet lag, yorgunluğa, baş ağrısına, mide bulantısına ve konsantrasyon eksikliğine neden olabilir. Ancak, jet lag ile başa çıkmak için bazı yöntemler vardır. Uçuş öncesinde ve sonrasında bol su içmek, hafif yemekler yemek, uyku düzenine dikkat etmek ve egzersiz yapmak, jet lag’in etkilerini azaltabilir.
Hepimiz biliyoruz ki kabin basıncı cildi nasıl etkiler. Uçuşlar sırasında cilt kurur, hassaslaşır ve yıpranır. Bu nedenle, uçuş öncesinde ve sonrasında cildinizi nemlendirmek, güneş kremi kullanmak ve bol su içmek çok önemlidir. Ayrıca, uçuşlar sırasında makyaj yapmaktan kaçınmak ve cildinizi temiz tutmak da cildinizin sağlığını korumanıza yardımcı olacaktır.
Ben fark ettim ki, jet lag ve kabin basıncının cilt üzerindeki etkileriyle başa çıkmak için düzenli bir yaşam tarzı benimsemek çok önemli. Sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, yeterince uyumak ve stresten uzak durmak, vücudunuzun ve cildinizin sağlığını korumanıza yardımcı olacaktır.
Bir Hostes Anne Olarak Tavsiyelerim
Sevgili okuyucularım, umarım bu satırlar, İngilizce öğrenme yolculuğunuzda size ilham verir ve yol gösterir. Unutmayın, İngilizce öğrenmek bir süreçtir ve sabır, çaba ve kararlılık gerektirir. Kendinize inanın, pes etmeyin ve pratik yapmaya devam edin. Ve en önemlisi, İngilizce öğrenmeyi eğlenceli hale getirin. İngilizce şarkılar dinleyin, İngilizce filmler izleyin, İngilizce kitaplar okuyun ve İngilizce konuşmaktan korkmayın. İngilizce öğrenmek, size yeni kapılar açacak ve hayatınızı zenginleştirecektir.
Son olarak, bir hostes anne olarak size birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum:
- Kendinize karşı dürüst olun: Ne kadarını yapabileceğinizi, ne kadarını yapamayacağınızı bilin. Kendinizi zorlamayın, kendinize karşı acımasız olmayın.
- İyi bir planlama yapın: Zamanınızı daha verimli kullanmaya çalışın. Önceliklerinizi belirleyin ve onlara odaklanın.
- Çocuklarınızla kaliteli zaman geçirin: Onlarla birlikte İngilizce öğrenin, onlara İngilizce kitaplar okuyun, onlarla İngilizce şarkılar söyleyin.
- Kendinize de zaman ayırmayı unutmayın: Dinlenin, eğlenin ve hobilerinize zaman ayırın.
- Pes etmeyin: Zorluklarla karşılaştığınızda, kendinize inanın ve pes etmeyin. Unutmayın, her zorluğun üstesinden gelinebilir.